Emek - Sermaye

İSİG: Şubat ayında 138 işçi yaşamını yitirdi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Şubat ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Şubat ayında en az 138 işçi çalışırken yaşamını yitirdiğinin açıklandığı raporda, bir yıllık salgın sürecinin iktidar ve patronlar tarafından ‘fırsat’ olarak görüldüğüne dikkat çekildi.

Salgının ilk günlerinde, üretimin/hizmetin durması veya yavaşlaması bahane edilerek pek çok sektörde işçi çıkarıldığı belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı: Güvencesiz çalışmanın hakim olduğu konaklama ve inşaat işkolunda yoğunlaşan işten çıkarmaları tekstil, AVM, liman işletmeleri takip etti. Yine kronik rahatsızlığı veya yaşı sebebiyle risk altında bulunan işçiler, ücretsiz izin dayatmasını kabul etmeyen işçiler, işyerinde alınmayan önlemlere itiraz eden ya da ücretli izin talebinde bulunan işçiler, sendikalaşma mücadelesi yürüten işçiler ve altı aydan az süredir çalışan işçiler hiçbir hakları verilmeden (çoğunlukla Kod 29 gerekçesiyle) işten çıkarıldı. Ek olarak, iş akdi fesih edilmese dahi, üretimin/hizmetin durmasından kaynaklı fiili olarak işsiz kalan işçilerin sayısı dikkat çekti. Binlerce restoran ve turizm işçisini fiili olarak işsiz bırakan bu durum, geçici ve güvencesiz çalışmanın olduğu bütün sektör ve alanları etkiledi. Özellikle kayıt dışı istihdamın ana kitlesi olan kadın, çocuk ve göçmen işçiler bu süreçte işsiz ve gelirsiz kaldı.

İşsizlik kozu

İşsizliğin koz olarak kullanıldığı işyerlerinde ise salgına karşı göstermelik önlemler alınırken üretim baskısı ve kötü çalışma koşulları yoğunlaştırıldı. Bu süreçte işçiler, açlık tehdidiyle çalıştırılırken, başta sağlık çalışanları, kargo emekçileri, market çalışanları olmak üzere pek çok sektörde aşırı ve esnek çalışma dayatıldı. Çalışma süreleri fiilen uzatıldığı gibi, pek çok işyerinde fazla mesai ücreti ödenmedi, işçiler angaryaya zorlandı. İşsizlikle tehdit edilerek uzaktan çalışmanın olduğu yerler de dahil olmak üzere esnek çalışmanın kalıcılaşması üzerine adımlar atıldı.

Talep ve iş yükü artan sektör ve alanlarda ise istihdamı artırmak yerine patronların var olan işçilerle sürdürdüğü aşırı/yoğun ve kuralsız çalışma, işçilerin vücut direncini düşürdü, salgına yakalanmaya daha da açık biçime getirdi. Covid-19’a yakalanan işçilerin olduğu işyerlerinin çoğunda, vaka görülmesine rağmen üretim sürdürüldü, işçilerin yaşamı ile oynandı. Pozitif vakaların çıktığı işyerlerinde, karantinaya alınan diğer işçiler herhangi bir test uygulanmadan evlerine gönderildi, karantinadaki işçilere ise çoğunlukla ücretsiz izin kullandırıldı.

Fabrikalar açık bırakıldı

Yani devlet ve sermayenin uyguladığı politikalar salgının bedelini işçilere çıkarmış oldu. Pandemi sürecinde alınması gereken önlemlerin bireysel önlemlere indirgendiği ve “evde kal”, “fiziksel mesafe”, “kendi ohalini ilan etme” çağrısı gibi söylemlerin yaşamak için çalışmak zorunda olan ve evde kalamayacak olan milyonlarca işçiyi ve ailelerini kapsamadığı bir gerçekti. İşçi sınıfına “şantiyede ol”, “fabrikada ol”, “markette ol”, “tersanede ol” denmeye devam edildi. İşçilerin açlık tehdidiyle zorla çalıştırılması, salgın sürecinin en önemli gasplarından biri oldu. İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan genelge ile ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında fabrika ve işyerlerinin büyük bir kısmı yasaktan muaf tutuldu.

Sendikacılar gözaltına alındı

Salgın sürecine ayrılan kaynakların nasıl kullanılacağına ilişkin “Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi”, yaş sınırlamalı sokağa çıkma yasağı, 20 yaş altına uygulanan sokağa çıkma yasağının işçilerde istisna olması, şehirler arası geçiş yasağında işçilerin istisna tutulması, işçi eylemlerini yasaklayan valilik kararları, işyerinde alınmayan önlemleri deşifre eden sendikacıların gözaltına alınması gibi uygulamalar üretimin her koşulda devam ettirileceği bir politikayı net bir biçimde ortaya koydu. Salgın dönemi, hem üretim ilişkilerinde hem siyasi karar alma süreçlerinde mevcut sınıfsal ayrımı keskinleştirdi ve görünür kıldı.

Covid-19’dan 858 işçi yaşamını yitirdi

İşçi sağlığı açısından en görünür sonuç ise İSİG Meclisi’nin açıkladığı rakamlarda. Covid-19 nedenli işçi ölüm sayısı en az 858. Bu ölümler en çok sağlık, belediye, eğitim, büro, fabrika (tekstil-metal), özel güvenlik ve taşımacılık işkollarında meydana geldi. İşçilerin çok farklı kesimlerinden olan can kayıpları, tüm işyerlerinde salgına karşı sağlık-güvenlik önlemlerinin alınmadığının veya yetersiz alındığının bir göstergesidir.

Sınıf hastalığı

İSİG raoporunda “Tabi, tespit edemediğimiz ‘faal’ işçi ölümlerini ve özellikle işçilerin ailelerini, emeklileri de ekleyince ölümlerin yüzde 95’inin işçi sınıfı bileşeni olduğunu görebiliyoruz. Yani Covid-19 bir işçi sınıfı hastalığıdır” diye vurgulandı.

138 emekçinin yaşamı son buldu

İSİG iş cinayetleri raporuna göre; Şubat ayında en az 138 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. 138 emekçinin 113’ü ücretli (işçi ve memur), 25’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştu.

Hayatını kaybedenlerden 7’si kadın işçi, 131’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri ticaret, sağlık ve konaklama işkollarında gerçekleşti.

4 çocuk işçi hayatını kaybetti

Şubat ayında 4 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Çocuk işçi ölümleri tarım ve inşaat işkollarında gerçekleşti.

51 yaş ve üstünde 46 emekçi çalışırken yaşamını yitirdi. Aynı ayda 5 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti.

Şubatta yaşamını yitiren işçilerin 6’sı sendikalı. Sendikalı işçiler tekstil ve sağlık işkollarında çalışıyordu.

İnşaat sektörü

İş cinayetleri en çok inşaat, sağlık, ticaret/eğitim/büro, tarım, taşımacılık, metal, madencilik, konaklama, tekstil, gemi/tersane ve güvenlik işkollarında yoğunlaştı.

İş cinayetlerinin nedenleri incelendiğinde; en fazla ölüm Covid-19, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, yüksekten düşme, kalp krizi, intihar, patlama/yanma ve elektrik çarpması olarak karşımıza çıkıyor.

En fazla iş cinayeti 10 ölümle İstanbul’da gerçekleşti. Bunu 9 ölümle Kocaeli, 7 ölümle Bursa takip etti.

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi

Paylaşın