Eşber Kaya, Umut Yazıları

Salgın ve iş cinayetleri mevsimlik işçilerin kaderi olamaz – Eşber Kaya

İnsan hayatının acımasızca göz ardı edildiği bir coğrafyanın tam da ortasında yaşıyoruz. 7 insanın, 7 hayatın bir anda yitip gitmesi sadece bir cümlelik haberle anlatılıp geçilebiliyor. ‘’Konya’nın Yunak ilçesinde tarım işçilerini taşıyan minibüs ile tırın çarpışması sonucu 2’si çocuk 7 işçi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı…’’


26 Haziran 2020 tarihli bu haber belki pek çok insanın gözüne çarpmadı bile. Tarımsal istihdamdaki eksikliğin temelinde yatan sebepleri gidermek adına atılmayan adımların sonucu olarak gelişen mevsimlik işçilik, hamasi laflarla anılıyor sadece. Örneğin; eski Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, mevsimlik işçilerin çalışma ve hayat standartlarını iyileştirmek adına laftan başka bir şey üretemezken, 19 Haziran 2018 tarihinde attığı bir tweette ‘’Urfa kendi tarımının yanı sıra Türkiye’nin 48 ilinde de mevsimlik tarım işçiler ile tarımı ayakta tutan yegane bir şehirdir’’ demişti. Acaba şu an toprağın altında olan 7 can için diyecek bir lafı var mıdır? Çünkü bu katliamdan kendisi de sorumlu.


Mevsimlik İşçilik Üzerine


Ülkemizde her ne kadar bu durum değiştirilmeye çalışılsa da nüfusun belli bir kesimi tarım sektöründe çalışmaya devam ediyor. Tarım, yapılış tarzı göz önünde bulundurulduğunda; tarımsal faaliyetlerin açık arazide gerçekleştirilmesi, emek yoğun bir çalışma alanı olması, her türlü coğrafi ve iklimsel şartlardan doğrudan etkilenmesi ve ekim, üretim ve toplama aşamalarının belirli bir takvimde işlemesi zorunluluğundan ötürü geçici mevsimlik işçilerin çalışmasının/çalıştırılmasının zorunlu olduğu bir sektör.
Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de mevsimlik tarımsal üretimde yerli ve yabancı göçmen işçi çalıştırılması yaygın şekilde tercih ediliyor. Hal böyle olunca tarımsal alanda çalışanların büyük bir kısmı mevsimlik olarak çalışan işçiler olduğundan, mevsimlik işçiler hem çalışma hem de yaşam şartları açısından çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geliyor.


Türkiye’de tarım alanında temel sorunlardan birisi, iktidarın tarımı bitirmeye dönük yaklaşımları sonucu gelişen köyden kente göç sebebiyle görülen iş gücü arz ve talebi arasındaki dengesizliktir. Bu dengesizliğin giderilmesi adına istihdamda başvurulan yöntem mevsimlik tarım işçiliği olmaktadır. Mevsimlik tarım işçisi “kendisinin ya da başkasının tarım alanında ekim, yetiştirme, ilaçlama, hasat gibi tarımsal üretimin herhangi bir aşamasında çalışan, ücretli/ yevmiyeli veya ayni ödeme karşılığı, sözleşmeyle veya sözleşme olmaksızın, o ülkenin vatandaşı ya da göçmen olup sürekli ya da gezici mevsimlik çalışan kişi” olarak tanımlanmaktadır.
Mevsimlik tarım işçilerinin güvencesiz ve kayıt dışı istihdamından kaynaklı olarak sayıları kesin olarak bilinmemekle birlikte, TÜİK işgücü anketinin 2018 Mart dönemi sonuçlarına göre tarımda çalışan 4 milyon 983 bin kişi vardır ve bunlar 2017 yılındakinden (5 milyon 36 bin) azalmıştır. Tarımda çalışanların %81,2’si kayıt dışı çalışmaktadır. Tarımsal istihdamının en az % 40’nı mevsimlik tarım işçilerinin oluşturduğu kabul edilmektedir. Bu durumda Türkiye’de yakla-şık olarak 2 milyon civarında mevsimlik tarım işçisi varlığından söz edebiliriz.


Mevsimlik İşçilerin Sorunları


Mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının başında çalışma süresi gelmektedir. Temel olarak hasadın belirli bir zamanda yoğunlaşması sonucu gelişen bu sonuç, işçilerin günlük en az 10-12 saat bazen de 16 saate varan sürelerde çalışmasını mecbur kılıyor. Çoğu yerde çalışma alanlarının yerleşim yerlerine uzak olması nedeni ile işçiler yemek yeme, dinlenme, tuvalet ve benzeri ihtiyaçlarının tümünü çalıştıkları tarlalarda gidermek kalıyorlar.


Mevsimlik tarım işçilerinin önemli sorunlarından biri de kayıt dışı çalıştırıldıkları için sosyal güvencelerinin olmamasıdır. Hukuk sisteminde mevsimlik işçilere dair yasal bir düzenleme olmadığı için yaşanan sağlık sorunları ve iş kazaları durumunda işçiler bu riskleri kendileri üstlenmek durumunda kalmakta ve kendi olanaklarıyla karşılamaktadır. Bunların karşısında herhangi bir hak talebinde bulunmaya sahip değillerdir.
Tarım mevsimlik çalışmayı dayatan yaklaşımın başka bir sorunu da arabuluculuk kurumudur. Dayı başı, çavuş gibi isimlerle tanınan arabulucular hukuki ve yasal olarak hiçbir sorumluluk içerisinde olmamalarına rağmen toplanana ürün ya da işçilerin yevmiyelerinde belli bir oranda yüzde almaktadırlar. Çoğu zaman kazancından ödün vermemek adına işçileri kamyon ya da traktör kasasında yolculuğa zorlamakta ve kazalarda çoğu işçi bu şekilde yaşamlarını yitirmektedirler.

Bahsedilebilecek diğer bir önemli sorun da mevsimlik işçilerin barınma koşullarıdır. Mevsimlik işçilerin neredeyse tamamına yakını hijyenik şartlardan uzak çadırlarda ya da derme çatma barakalarda kalmak zorunda bırakılmaktadır. Bu duruma bağlı olarak da sağlık problemleri sıklıkla görülmektedir. Gelişen ya da gelişebilecek sağlık problemlerinden en çok da aileleri ile birlikte göç edip çalışmaya mecbur bırakılan çocuklar etkilenmektedir. Çocuk işçilerin göç etmesi sebebi ile de örgün öğretimden uzak kalmaları ise başlı başına bir sorundur.
Mevsimlik işçilerin maruz kaldıkları diğer önemli bir sorun da ırkçılıktır. Her yıl onlarca mevsimlik işçi ırkçılık kaynaklı fiziki ve psikolojik şiddet içeren eylemlere maruz kalmakta ve çalışma alanlarını terk etmek zorunda bırakılmaktadırlar.


COVİD-19 Pandemisinde Mevsimlik İşçiler


Sağlık Bakanlığının yaptığı açıklamaya göre, Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi’ne yapılan güncelleme ile ‘mevsimlik tarım işçilerine yönelik alınması gereken önlemler’ de eklendi (1). Alınması gereken önlemlerde sosyal güvenceli çalışma şartları, insani koşullarda seyahat ve barınma hakkı, ücret güvencesi, sağlıklı bir ortamda barınma ve çalışma gibi hiçbir teminatı vermeyen bakanlık açıkladığı tedbir listesi ile sadece suya yazı yazmış bir halde. Oysa hem işçilerin hem de çalışılan bölgenin sağlığı için yapılması gerekenler son derece uygulanabilir ve basit.


 Covid-19 salgını dolayısıyla mevsimlik tarım işçilerinin yaşam ve seyahatlerinde artacak maliyetler devlet tarafından karşılanmalıdır.


 Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı mekânlar Covid-19 salgınının bulaşmasına engel olacak biçimde inşa edilmelidir.


 Mevsimlik tarım işçilerinin taleplerinin karşılanması için kurumsal mekanizmalar kurulmalıdır.


 Mevsimlik tarım işçilerinin çalıştıkları tarlalar ve yaşadıkları yer arasında seyahat izinleri başta olmak üzere sağlıklı şekilde seyahat sürecini yürütecek il koordinasyonları oluşturulmalıdır.


 Mevsimlik tarım işçilerinin 20 yaş altı ve 65 yaş üstü kişilerin sokağa çıkma yasağı ile ilgili kuralların belirlenmesi için her türlü kolaylık sağlanmalıdır.


 Mevsimlik tarım işçilerinin tarlada çalışırken sosyal mesafe olmak üzere maske, hijyenik malzeme sağlanmalı işçilere yönelik düzenli olarak Covid-19 testi yapılmalıdır(2).


Sonuç olarak mevsimlik tarım işçilerinin yıllardan beri karşı karşıya kaldıkları sorunlar, şu andaki mevcut durumları ve her türlü yasal güvenceden COVID-19 salgınında bile yararlanamadıkları ortadadır. Mevcut geçici çözümler ve düzenlemeler bu sorunların giderilmesinde yetersiz kalmaktadır. Yapılması ve alınması gereken her türlü yasal düzenleme iktidar tarafından zaman geçirilmeden hayata geçirilmek zorundadır. Mevsimlik işçilerin çalışma şartları bir an önce iyileştirilmeli, işçiler ölüme terk edilmemelidir.

(1) https://t24.com.tr/haber/saglik-bakanligi-tarim-iscileri-ve-isyerleri-icin-koronavirus-tedbirlerini-yayinladi,886516

2) https://www.hdp.org.tr/Images/UserFiles/Documents/Editor/Bultenler/TB-Mayis-TR.pdf

Paylaşın